123

 

 

 

 

 

 

 

ay_ajans_5760-min

 

 

 

 

 

ls23

 

 

KOSBİ’den dünyaya açılan bir başarı öyküsü

 

KOSBİ’den dünyaya açılan bir başarı öyküsü

Bey Metal kurucu ortağı Naci Gül:

“Şirketimize 100 yıllık hedef koyduk”

Gıda Çarşısı’nda bulunan aile şirketinden erken sayılabilecek bir yaşta çalışmayı tercih etmeyerek, kardeşi Mustafa Gül ile birlikte, bambaşka bir sektörde iş hayatına atılan Naci Gül, 1998 yılında Bornova Çamdibi’nde kurulan Bey Metal’in sadece 7 çalışanıyla satıcı olarak başladığı alüminyum işinde nasıl üretici ve ihracatçı konuma geldiğini KOSBİ Aktüel’e anlattı.

Naci bey, Bey Metal’in öncelikle kuruluş öyküsünü anlatır mısınız?

Babam ve amcamlarımın Gıda Çarşısı’nda bakliyat ürünleri üzerine faaliyet gösteren bir işletmesi vardı. Babam ve biz bu organizasyonun Konya ayağını oluşturuyorduk. Rahmetli amcam Emin Gül’ün izniyle, babamın destekleriyle, aile şirketinden ayrılarak farklı bir alanda çalışmaya karar verdik. Araştırmalarımızın sonunda alüminyum sektörü dikkatimizi çekti. Alüminyumla ilgili daha öncesinde hiçbir şey bilmiyorduk. Benim sadece mimarlıktan kalan temel doğrama bilgilerim vardı. Aslında bir işin acemisi olmak, doğru değerlendirirseniz sizin için bir avantaj olabilir. Çünkü ben babamın işini yapıyor olsaydım eğer belli kabullerle iş yapıyor olacaktım. Alışılmış düzeni değiştirmek zor olacağı için de çok fazla kafa yormayacaktım. Ben ve kardeşim işin acemisi olduğumuz için her şeyi iki defa kontrol ettik. irdeledik. ‘Bu böyledir’ diyene ‘bir de başka açıdan bakalım’ dedik. O öğrenme açlığı insana birçok tecrübeyi kazandırıyor. Bir müddet sonra kendi kendimize ‘başkaları yanlış biliyormuş’ demeye başladık.

“Kriz ortamında doğduk”

Türkiye’de 2001’de yaşanan ekonomik krizin içinde doğduk. Açık söyleyeyim krizden çok da fazla etkilenmedik. Çünkü savaşta doğmuş bir çocuk, savaş olmayan bir ortamı bilemez. Bu yüzden kriz bizim için doğal bir süreçti. Ardından devalüasyon da olunca o dönemde KOSBİ’de çok miktarda işçi çıkarılmak zorunda kalmıştı. Biz de yeni açıldığımız için işçi alımı yapacağımız duyulmuş. Diğer fabrikalar işçi çıkarırken biz işçi almış olduk. Ciddi bir talep vardı. Sabah iş yerine geldiğimizde kapıda 30 – 40 kişi bekliyordu. O tabloyu görünce kendi kendime benim de bu ülkeye hizmetim bu olsun dedim. İşçi istihdam etmenin ne kadar önemli bir şey olduğunu o dönemde gördüm. Hedeflerimizden birisi de kendi ölçeğimde ne yapabiliyorsam olabildiğince istihdam oluşturmaya çalışmak oldu. Hiçbir zaman ne tesisimle, ne paramla pulumla övünmedim fakat yanımda çalışan insan sayısıyla her zaman övüneceğim.

“Kaliteden asla ödün vermedik”

Hiç bilmediğiniz bir iş kolunda nasıl bir yol haritası belirlediniz?

Herkes ‘daha ucuz, daha kalitesiz yaparak rekabet edilebilir’ derken biz tam tersini yaptık. Başladığımız dönemde farklılaşmakla, ürün çeşitleriyle ve sürekli ürün geliştirmeyle biraz da akıntının tersine gittik. Daha kaliteli, daha özel aksesuarlar, daha estetik ürünlerin peşinde koştuk. İtalya’dan ünlü tasarımcı Pininfarina tarafından dizayn edilen pencere açma kolu getirttik. Arkadaşlarımız ‘sen bunu nasıl satacaksın’ diye sorarlardı. Bir süre sonra bunu bize söyleyenler ‘falanca bir yerde bir iş var ürünü numune olarak götürebilir miyiz?’ diye sormaya başladılar. Kısa süre içinde o parçadan ciddi miktarda satmaya başladık. Sonra o ürünün Türkiye’de taklitleri üretildi. Şu anda yüzde 80 alüminyum pencere ve kapılı evlerde o açma kolu vardır. Sonra standart bir hale geldi. İnsanların kafasında kabul zor oluyor ama bunu yıkabiliyorsunuz bir müddet sonra. Bey Metal’in karakteri bu bakış açısı oldu. Bu bizi alanımızda çok çabuk farklılaştırdı.

Fabrikanız hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

Kurulduktan çok kısa bir süre sonra 2003 yılında Türkiye’de ilk defa vakum sistemle alüminyum üzerine ahşap görünüm işleme tesisini faaliyete geçirdik. Bu tesisle birlikte İstanbul’u bir adım geçmiş olduk. 2006 yılına gelindiğindeyse “eloksal” tesisimizi kurduk. Tesisi de bu işin adeta kitabını yazan kişiyi İtalya’da bulduk. Onunla oturduk dedik ‘böyle bir tesis kurmak istiyoruz ne önerirsin’ önerilerini aldık. Böylece Türkiye’de ilk defa nano teknolojiyle yüzey renklendirme sistemini kurduk. 2010 yılında profilimizi kendimiz üretme aşamasına geldik. Alüminyumu şekillendirip profil haline getiriyoruz. Çok da başarılı oldu. O süreçte hedeflerimize çok kısa sürede ulaştık. Bu sene ise Dikey boyama tesisimiz faliyete geçti. Asıl önemli olan ürün geliştirmek. Yani kendin ürün tasarlayıp bunu üretebilmek. Bizim şu anda bu noktada endüstriyel tasarım konusunda dünyada bu işi bilenlerden destek alıyoruz. İtalya’da Linea Rossa dizayn firması ile ortak çalışmamız var. Hatta biz de bu firmanın Linea Rossa markasını kullanım hakkını aldık. Aynı markayı Prada ise kreasyon markası olarak kullanıyor. Onlarla sektör paylaşımı konusunda anlaşma yaptık. Hazır giyim konfeksiyon ayakkabı gibi sektörler onların mobilya ve endüstriyel kısmı bize ait. Bu süreç 3 yıl önce başladı. Ürünlerimiz o kadar çok beğenildi ki birçok büyük projede kullanıldı ve sektörde şu anda yılların firmalarıyla rekabet eden bir marka oldu. Aylık 15 tonluk satış yapan bir mağazadan aylık 400 ton üretim yapıp pazarlayan bir fabrikaya ulaştık. 7 kişiyle başladığımız ekip şu anda 140 çalışanımız var. Tamamen bize bağlı bizim ürünlerimizi işleyen fabrikalar ve atölyeler var. Bu firmalarla birlikte 1000’in üzerinde istihdam sağlıyoruz. 50 civarında uygulamacı bayimiz oldu. Sürme doğrama, açılır pencereler, giydirme cepheler gibi yaklaşık 30 civarında farklı ürün yelpazesine ulaştık.

“Annenizin babanızın hayır duasını alın”

Genç girişimcilere ne gibi önerileriniz nelerdir?

Kurulduğumuz günden beri hedeflerimizi uzun vadeye yaymak istedik. En önemli uzun vadeli hedefimiz ise firmanın 100’üncü yılını kutlaması. Bu hedef Bey Metal için olmazsa olmaz bir hedef. Herhangi bir konuda yatırım yapmak isteyen genç arkadaşlara da tavsiyem kendilerine bu hedefi koysunlar. 100’üncü yıl kutlamasını bilmiyorum ben nereden seyrederim ama o zaman çocuklarınızı da ona göre yetiştiriyorsunuz. Böylelikle kurumsal büyümeyi kontrol edebiliyorsunuz. Benim naçizane tavsiyem ise 26 yaşımda bu işe başladım. Bir kere kendilerine güvensinler. ‘Bu işi şu anda yapan ve başaran insanlar benden daha zeki değiller. Sadece farkları benden önce başlamış olmaları’ olduğunu unutmasınlar. Ne iş yapmak istiyorlarsa, yapmak istediklerini önce iyi tespit etsinler sonra onun bir yerinden başlasınlar. O yer de mümkün olduğunca o işin pazarlamasıyla alakalı olsun. Hatta sermayesi bile yoksa o işle ilgili bir şirkete girip o işin pazarlamasını iyi öğrensinler. Pazarda ne var, ne isteniyor o yapıyı iyi öğrensinler. Kesinlikle hedeflerini uzun vadeli koysunlar. Yani ‘ben iki sene sonra köşeyi döneceğim’ ‘şu marka arabaya bineceğim’ böyle bir şey yok. En önemli konu tek bir işe yoğunlaşsınlar, uzmanı olsunlar. Bizim 16 yıllık serüvenimiz boyunca farklı iş alanlarından birçok iş teklifi geldi ama dallanıp budaklandırmak istemedik. Böyle yaparlarsa bir süre sonra o işle ilgili aranan kişi olmaya başlarlar. Geçmişe dönüp geriye baktığımda bunu yaptığımı görüyorum. Bu demek değil ki bizim işlerimizde her şey dört dörtlük gitti veya sorunlar yaşanmadı. Bu süreç içinde birçok şey yaşadım. Sorunsuz bir iş süreci mümkün değil. Ve asıl en önemlisi ise anne – babanın hayır duasını almak çok önemli.

2016 sonrası için hedefleriz nedir?

Şu anda geldiğimiz nokta itibariyle hedeflediğimiz yerdeyiz. Bundan sonra Linea Rossa markasıyla yürümek istiyoruz. Başka marka düşünmüyoruz. Bir firma ithal ürün getirip pazarlayabilir fakat bu ülkenin geleceği için o pazarladığı ürünün Türkiye şartlarında nasıl üretilebileceğini, neler yapılabileceğini, teknoloji transferi olarak ne öğrenebileceğini çok iyi irdeleyip zaman içinde kendi bilgi birikimi ve tecrübesiyle birleştirerek aynı kalitede ürün üretebilir hale gelmesi lazım. Ülkemizdeki her ithalatçı firma geleceğin yatırımcı sanayicisi olmalı. Biz bunu başardık. Geldiğimiz noktada biz o ithal ettiğimiz üründen daha kaliteli profil üretiyoruz şu anda. Bu başlangıçta olumsuz gibi görünen durumu olumluya çevirdik. İkincisi ise inşaat sektörü için 2016’dan sonra ihracat konusunda daha fazla yol almak istiyoruz. Yurtdışında inşaat yapan müteahhitlerimizle çalışıyoruz. ABD, Avrupa, Balkanlar, Afrika, KKTC ve İran’da proje bazlı çalışmalardan artık ürün bazlı ihracata başlayacağız. İzmir’de de artık görmeye başladığımız kule projelerinde yer almak istiyoruz. Türkiyenin ve Avrupanın en nitelikli cephesine sahip İzmir Mistral Projesi, Linea Rossa tasarımı ile bizim ürünlerimizle yapılacak. Bu gururu bütün İzmir sanayisi ile paylaşıyoruz. Tasarımcı arkadaşlarımız alüminyumla ilgili birçok farklı proje üzerinde çalışıyor. Önümüzdeki yıllarda Linea Rossa markası ile nitelikli tasarım ürünlerini pazara sunmayı hedefliyoruz.